Site Rengi

DOLAR 5,7716
EURO 6,4587
ALTIN 272,1
BIST 110.115
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Aydın 20°C
Parçalı Bulutlu

Tekerlekli sandalyede hayat bir başka

Sinem Kaymakcı yazdı…

Tekerlekli sandalyede hayat bir başka
REKLAM ALANI
05.05.2019
113
A+
A-

Engellileri anlamak için engelli mi olmak gerek? Anlamak zorunda değil kimse, tamam, ama anlamaya çalışmak, yani empati yapmak bu kadar zor olmamalı bence.

Yürüyen, genç, gayet sağlıklı bir insanın herhangi bir kaza sonucu kendini bir anda tekerlekli sandalyede bulmasının o kişiye nasıl bir anlam yüklediğini bizzat yaşayan biri olarak bahsedersem, biraz olsun fikir sahibi olacağınızı umuyorum.

ARA REKLAM ALANI

Sinem Kaymakcı

“TEKERLEKLİ SANDALYEMLE TANIŞTIM”

Kazadan aylar sonra evdeydim. Bir gün babam, tekerlekli sandalyeyle geldi. “Bu sandalyeyi iki aylığına kiraladım, sen iki aya kadar yürürsün zaten” dedi. (Meğer nasıl tepki vereceğimi bilemedikleri için ‘sandalyeyi satın aldık’ demeye tereddüt etmişler.)

Ben iki ay ne demek, birkaç haftaya yürürüm sanıyordum. Haftaların ayları, ayların yılları takip edeceğini aklımın ucundan dahi geçirmiyordum. Yaklaşık beş ay yatağa mahkum yaşayan biri olarak oturmaya başlamak, çok acı verici ve yorucuydu.

Belim kırıldığı için omuriliğimden iki kere ameliyat olmuştum. Sol kolum da felçti. Bu yüzden annem beni her gün sitede gezdirirken, yere düşmemem için omuzlarımdan da sıkıca tutuyordu.

İlk başlarda tekerlekli sandalyede oturmak benim için çok utanç vericiydi. Tanıdıklarımın, arkadaşlarımın hele de erkek arkadaşımın yanında utancımdan yeri kazıp içine giresim geliyordu.

Kazadan beş altı ay sonra fizik tedavi hastanesindeydim. Hastane gibi değildi. Geniş ve uzun bir koridoru vardı. Yürümek için paralel barlar, gayet geniş bir bahçe ve kantin. Hastaların çoğu benim gibi trafik kazası mağduru gençlerdi. Hani derler ya ‘kötünün iyisi’ diye. İşte ben oydum. Diğer engelli hastalara nazaran ben kötünün iyisiydim.

“KENDİM GİBİ GENÇ VE GÜZEL İNSANLARA KIYAMIYORUM”

Bir iki hafta geçti geçmedi, hastanede odamdan çıktığım gibi karşımda tekerlekli sandalyede dünya yakışıklısı bir erkek gördüm. “Allah’ım” dedim, n’oluyoruz? Öldüm de cennete mi düştüm ben?”

Musa masmavi gözleri olan, geniş omuzlu, boylu poslu, dillere destan biriydi. Trabzon’dan gelmişti. Askerden dönüşünü kutlamak için araba sürerken, trafik kazası geçirmiş, direksiyon içine girip omuriliğini kırmış.

BU DAHA NE Kİ?

Barış ile de orada tanıştım. Bir gün annem beni, ‘Seni biriyle tanıştıracağım’ diyerek Barış’ın odasına götürdü. Genç ve yakışıklı biriydi. Yeşil gözleri vardı. Motosiklet kazası sonucu boynundan aşağısı felçti. Kımıldamaksızın yatıyordu. Para karşılığında bir arkadaşı bakıyordu ona. Annesi ve babası yoktu hatta kimsesi yoktu. Vücudu o kadar çok kasılıyordu ki; kasılmalar sonucu, kendisini yere atmasın diye yatağa bağlıyorlardı. Ben ondan çok daha iyi durumdaydım. En azından oturabiliyordum, tekerlekli sandalyem vardı. Bir gün yanına gittiğimde, kendisine bakan arkadaşına en sevdiğim çiçek olduğunu söylediğim için ‘beyaz gül’ aldırmıştı bana. Nasıl bir tepki verdiğimi hatırlamıyorum, ama o zaman değil de bu zaman olsaydı, odama gidip deli gibi ağlardım sanırım.

AH BİTMEK BİLMEYEN ACI HİKAYELER

Hastanede kocası tarafından vurulan kilolu bir kadın vardı. Yatağa bağımlıydı. Dokuz, on yaşlarında bir oğlu vardı, annesine o bakıyordu. Kimseleri olmadığından, oğlu annesinin altını temizliyordu. Daha neler vardı neler?

“Allah hiçbir nefse gücünün yeteceğinden öte yük yüklemez.” (Bakara 286)

Allah kimseyi böyle bir imtihanla sınamasın dileğim ama her şeyin en iyisini Yaradan bilir. Güzel, çirkin, genç, yaşlı fark etmez.

DERNEKLERİN İŞLEVİ YETERİ KADAR DOĞRU MU?

Birçok dernek bizim bu engelimizi vicdanlı insanların yüreğine acı saplayarak bağış toplama derdinde. İnsan insana muhtaç. Evet, doğru ama bu muhtaçlığın acınası duruma getirilmesi doğru mu sizce? Belki ellerinden tek gelen budur, bilmiyorum ama daha insancıl yollar aranmalı bence. Kimseyi kırmadan, incitmeden, kimseden yardım dilenmeden. Çünkü n’oluyor o zaman biliyor musunuz?

Engelli insanlar ister istemez kendilerini çok daha zor duruma sokmak zorunda bırakılıyorlar. Bu yardımlar bir seferle bitse, bitmiyor ne yazık ki. Sürekli yardıma ihtiyacı oluyor bizim gibi engelli insanların. Her defasında yardım istemek hem kişinin kendi gururunu zedeliyor hem de bir yerden sonra karşılık görmemeye başlıyor. Kimsesi olmayanlar ya da kimsesi olup da bir faydalarını göremeyenler ne yapsın? Sözün bittiği yerdeyim. “Allah kimseyi çaresiz bir dertle sınamasın” diyorum.
Devlet bütün engelli vatandaşlarına sahip çıkarsa bu sorunlar ortadan kalkar.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.